23 Ocak 2010 Cumartesi

Tobias Linderoth

Aslında benim hep bir umudum vardı. Özellikle bu sezon çok büyük sakatlık da geçirmemişti. Devre arası kampında bir kere bile antrenmanı yarıda bırakmamış, kupa maçlarında sonradan da olsa oyuna girmişti.

2007 Ağustos'unda Galatasaray'da oynamaya başladığı zaman hayran olmuştuk ona. Mehmet Aurelio'dan sonra Türkiye'de gördüğümüz şu meşhur "oyunu çift yönlü oynayan" adam olmuştu hemen. Böyle bir oyuncunuz varsa iki ön libero yerine tek ön libero ile oynayıp 1 hücumcu orta saha veya 1 forvet daha koyabiliyordunuz kadroya. Kaprissiz, sakin ve soğuktu ama Isveç milli takımı formasını 70 kereden fazla giymişti.

Ama olmadı... Birçoklarının (en azından benim çevremdeki birçok insanın) ilk defa duyduğu bir sakatlık olan kalça sakatlığı yüzünden 5-6 maç sonra koptu takımdan. Tam iyileşti derken yeniden sakatlandı. Iyileşti, daha iyi olacak, maç temposu lazım, korkaklığı üzerinden atıyor derken dün akşama doğru sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiği duyuruldu.

Ya şimdi yeni bir takıma gidip oyunu yine çift yönlü oynamaya başlarsa ?

21 Ocak 2010 Perşembe

Son 19 Yıl - İlk 208 Takım

Kısaca IFFHS olarak da bilinen Uluslararası Futbol ve Istatistikleri Federasyonu, 01.01.1991 ve 31.12.2009 tarihleri arasındaki 19 yıllık süreçte en iyi 208 takımı açıkladı. Barcelona'nın açık ara lider olduğu listenin ilk 10 takımı ve Türk takımlarının durumları şöyle :

1) Barcelona - 807
2) M.United - 726
3) R.Madrid - 633
Juventus - 633
5) Milan - 620
6) Inter - 605
7) B.Munih - 599
8) Arsenal - 594
9) River Plate - 503
10) Chelsea - 491
35) Galatasaray - 230
69) Fenerbahçe - 109
92) Beşiktaş - 68
188) Trabzon - 6

Listenin tamamı burda..

18 Ocak 2010 Pazartesi

Gençlere Verilen Önem



Galatasaray'ın altyapıya verdiği önem yıllardır bilinir. Önce 86-87-88 jenerasyonu konuşuldu. Arda, Aydın Yılmaz, Uğur Uçar şu anda hala kadroda olanlar. Bir dönem parlayıp sonra başka takımlara giden Ferhat Öztorun ve Mehmet Güven ilk akla gelenler. Geçen sezon ve bu sezon da artık 90-91-92 jenerasyonunu görmeye başladık. Sezon öncesi hazırlık kampında henüz yabancı oyuncular yokken sahneye çıkan Serdar Eyilik ve Emre Çolak vardı. Bunun yanında forvette Berkin Aslan ve defansta Çetin Güngör.

Hücumdaki oyuncu bolluğu yüzünden bu isimlerden sadece Serdar Eyilik A takım kadrosunda kendine yer buldu. Sadece Serdar Eyilik'in ismi UEFA'ya verilen listede vardı ama diğer oyuncular da genellikle Ziraat Kupası maçlarında veya lig maçlarının son dakikalarında kendilerine yer buldular. Dün akşam 45 dakika oyunda kalan Emre Çolak'ın saha içindeki rahatlığı, çalımları ve gollerinden çok Emre Çolak'a yapılan jestler dikkat çekiciydi. Kazanılan penaltıyı ve serbest vuruşu hiç tereddütsüz Emre Çolak'a attıran Arda Turan'ın abiliği (ki Emre Çolak'tan sadece 4 yaş büyük) ve kapalı tribünde açılan "genç pankartlar".

Altyapıya ve gençlere sadece Florya'da önem verilmiyor Galatasaray'da. Saha içinde ve tribünlerde verilen önem de bu oyuncuların kendine olan güvenlerini hızla arttırıyor.