

Dünya bir tezgahtIr.TezgahIn hangi tarafInda hayat olduğuysa ancak ölünce anlaşIlIr.



Her sene fikstür çekiminden önce gerek yayıncı kuruluş, gerekse güvenlik ve hasılat bahane edilerek oynana oynana genetiği değiştirilen fikstürümüz çekildi. Heyecanın hiç kaybolmaması amacıyla (!) 5, 9 ve 14.haftalar derbilerin oynanması için uygun görüldü. Sakatlık yaşanmasın diye milli maçlardan bir önceki ve sonraki haftalara derbi konulmadı.
Fenerbahçe-Galatasaray maçı ilk devre Kadıköy'de. Bu da demektir ki bir aksilik olmazsa Seyrantepe'nin göreceği ilk derbi ikinci devredeki Galatasaray-Fenerbahçe maçı olacak. Geçen sezon son maçta stadı yakıp infial yaratan Fenerbahçe'ye verilen 2 maçlık ağır (!) ceza yüzünden Fenerbahçe'nin Antalya ve Manisa maçları seyircisiz oynanacak. İşte ilk hafta maçları ;
Sivasspor - Galatasaray
Fenerbahçe - Antalyaspor
Karabük - Manisaspor
Büyükşehir Belediyespor - Kayserispor
Ankaragücü - Trabzonspor
Bucaspor - Beşiktaş
G.Antepspor - Kasımpaşa
Eskişehirspor - Gençlerbirliği
Bursaspor - Konyaspor
Son günlerde okuduğum en güzel haber. Kewell Galatasaray'dan, Galatasaray Kewell'dan kopamadı. Sakatlıkları ve yaşı itibariyle kendisine verilen garanti parada büyük bir inidirime giden Kewell'a tahminin maç başına 20.000 Euro (garanti para olarak da 500.000 Euro) verilecek. Oynadığı maçları kurtarma kapasitesi olan bir oyuncuyla yapılabilecek en iyi anlaşma. Zaten tribünlerin de sevgilisi. Yine adına şarkılar söylenir, pankartlar yapılır. Seyrantepe'ye yakışır Kewell...
Öğlen Selmi Andak'ın vefat haberini okuduğum zaman onun bu denli Galatasaraylı olduğunu bilmiyordum. Ben onu sadece "Ben her bahar aşık olurum" şarkısı ile severdim. Ama bugün öğrendim ki hem Galatasaray Liseli hem kulübün marşının bestecisiymiş. Toprağı bol olsun...
*** Gecenin kahramanı Iniesta da golden sonra formasını çıkardı ve altından "Dani Jarque, her zaman bizimle" yazan bir t-shirt çıktı. Dani Jargue, Ağustos 2009'da, Espanyol'a kaptan olduktan bir ay sonra idmanda kalp krizinden ölmüştü.




Gana maçında Suarez 120'de gole giden topu elle çıkarmış, Ganalı Gyan da temdit penaltısını direğe nişanlayınca maç penaltılara gitmişti. Penaltı kaçırmaya doyamayan Gana kaybetmiş, Uruguay yarı finale gelmişti. O maçtan beri Gana cephesinden gelen açıklamalar bitmek bilmedi. Suarez hakkında ileri derecede hakaretler mi istersiniz, Fifa'nın bu konuda kural değişkiliği yapmasını isteyenler mi...
Adnan Polat'ın sözünü ettiği 5 yabancından ilki Lorik Cana oldu. Daha Adnan Polat basın toplantısına başlamadan haber medyaya sızdı ve gün içinde sürekli Lorik Cana'nın faullerinden, çift dalmalarından oluşan videolar döndü durdu.
Geçen seneden alıştırmıştı bizi yönetim.. Gece 3'te web sayfasından okuyorduk yeni gelenleri. Bütün basını atlatıp, geliyor diye yazılan 45 isimden başkası oluyordu gelen. Bu yüzdendir ki son 1 aydır her sabah ilk işim resmi siteyi açıp yeni gelen birisi var mı diye bakmak oluyordu. 



Itiraf etmem gerekirse dün akşamki maçta favorim Portekiz'di. Grup maçlarında tökezleyen Ispanya'nın artık devrinin kapandığını düşünüyordum ve C.Ronaldo'nun artık milli takımlar düzeyinde tarih yazacak bir maçı olması gerektiğini sanıyordum. Ama Ispanya yine sinir bozucu pas trafiğiyle bütün planları alt üst etti.
Pazar günkü hakem facialarından sonra dünün maçları sakin geçti. Güne başlarken kağıt üstünde Hollanda ve Brezilya'nın çeyrek finalde karşılaşacağı konuşulurken iki maç sonunda da herhangi bir sürpriz çıkmadı.
Fenerbahçe'de türlü Bizans oyunları ve yıldırma politikalarının ardından Daum'a 2,4 milyon euro tazminat verildikten 12 saat sonra yeni teknik direktör açıklandı. Geçen sezon sportif direktör olarak çalışan Aykut Kocaman artık Fenerbahçe'nin teknik direktörü oldu. Önceki yıllarda aynı denemeyi Rıdvan Dilmen'le yapmışlardı ama 8-10 maçlık bir periyot sonunda arka arkaya gelen beraberlik Rıdvan Dilmen'in kovulmasına sebep olmuştu.
48 grup maçıyla birlikte kupanın ilk bölümü sona erdi. Her takım 3 tane maçını yaptı ve turnuvaya katılan 32 takımdan 16'sı tamam derken, 16'sı devam dedi. Ilk maçlardakı kısırlık ve sıkıcılık ikinci ve üçüncü maçlara sirayet etmedi de dünya kupası izlediğimizin farkına vardık.
2 gün önce Fransa bavullarını toplarken içten içe seviniyordum aslında. Zaten ilk maçtan beri umut da vermiyorlardı. Italya da ilk 2 maçında umut vermedi ama onlar Fransa gibi antipatik olmadığı için bir üst tura çıkmalarını istiyordum. Ayrıca bu kupada Slovakya, Paraguay gibi takımları izlemektense Italya'yı izlemeyi tercih ederdim.
Dün oynanan 4 maçla beraber 64 maçın 40'ı geride kaldı. Bir başka deyişle "çoğu gitti, azı kaldı". Son grup maçları diye iki maçı aynı saate koymaları pek hoş olmadı ama isyan edecek bir durum yok. Bu hep böyleydi. İki gündür TRT ve TRT Haber arasında mekik dokuyoruz golleri yakalamak için.
İlk maçlarda yaşadığımız umutsuzluk, mutsuzluk, can sıkıntısı gibi kavramlar ikinci maçların başlmasıyla birlikte kayboldu. Artık vuvuzella sesi bile sinirlerimizi bozamıyor. Yağmurlar da başladı ikinci maçlarla. Bir başka güzellik de artık 14:30 maçlarının bitmesi. Bugun itibariyle başlayacak olan üçüncü maçlar, aynı gruptaki takımların aynı saatte oynamasından ötürü 17:00 ve 21:30'da olacak. Önümüzdeki 4 gün, her gün 17:00 ve 21:30'da ikişer tane olmak üzere dört maç var.
Belki de kupayı kazanacak takım olan Brezilya ile ilk 11'de çıktığı iki maçta 2 gol atıp 1 asist yapmak azımsanacak bir başarı değil. Sezon boyunca Galatasaray'da oynadığı ön libero bölgesinin aksine Brezilya ile hep ön tarafta oynuyor. Portekiz maçında eğer sakatlığı geçerse, Kaka cezalı olacağı için 10 numara pozisyonunda oynayacak Elano. Yıl boyunca Galatasaray'da göremediğimiz bu performansın müsebbibi teknik direktör Dunga mı acaba ? Yoksa kolay kolay eleştir(e)mediğmiz Rijkaard'da mı aramak lazım problemi bilemedim ? Ya da Elano mu istemiyor bizim topraklarda oynamayı ?
Dünya kupası heyecanına kapılıp gitmişken Fenerbahçe-Aziz Yıldırım-Daum üçgenindeki garip olayları seyrediyoruz bir yandan da. Fenerbahçe yönetimi, Köln'de yılda 1,5 milyon euro kazanırken ve "Köln benim herşeyim, artık başka takıma gitmem, burada emekli olacağım" beyanatları veren Daum'a yıllığı 3,2 milyon euro'dan 3 yıllık mukavele teklif edince Daum bir anda eşyalarını toplayıp buraya gelmiş ve Türkiye benim ikinci vatanım sloganları atmaya başlamıştı.
Ikinci maçlarla beraber maçlar yavaş yavaş kıvama gelmeye başladı. Uruguay'ın G.Afrika'yı 3'lemesiyle birlikte ilk defa vuvuzella sesleri olmadan biraz maç izleme şansımız oldu. Hakemin verdiği kırmızı karta çok bozulan ev sahibi seyirciler turnuvaya küstü bir anda. Gerçi zaten iyi bir takım değillerdi, ev sahibi olmasalardı bu kupaya gelmeri dahi mucize olurdu. Son maçta Fransa ile oynayıp kupaya veda edecekler.
Hiç mi sürpriz olmayacak, hiç mi enteresan maç izlemeyeceğiz diye sorarken kendimize, ilk maçların sonuncusu, 16.maçta aradığımız maçı bulduk. Yıllardır bileği bükülmeyen Ispanya, 2004'te Yunanistan'ın oynadığı oyunun 2 gram daha keyiflisini oynayan Isviçre'ye kaybetti. Ispanya'nın 24 şutu ve %67'lik topla oynama oranına karşı Isviçre 8 şut atıp %37 oranında topa sahip olmuş. Yine Ispanya'nın baş döndüren pas trafiği ve kanat bindirmelerine karşın haddini bilen Isviçre, Türk asıllı oyuncularıyla yönlendirdiği maçı kazanarak kupanın şimdiye kadarki en büyük sürprizin yaptı. Bu mağlubiyet Ispanya'nın ve kupanın gidişatını direkt olarak etkiliyebilir. Isviçre'nin bu grubu birinci bitirmesi halinde, Isvicre ölüm grubunun ikincisiyle oynarken muhtemelen Ispanya Brezilya ile oynayacak.
Maçlar başlamadan önce Jabulani hakkında atıp tutmayan defans oyuncusu ve kaleci kalmamıştı nerdeyse. Balon gibiymiş, çok uçuyormuş, bir anda yön değiştiriyormuş, kaleciler için çok tehlikeliymiş... 11 maç oldu, atılan toplam gol sayısı sadece 18. 11 maçında sadece 1 tanesinde 2,5 gol üstü olurken kalan 10 maçın tamamı "alt" oldu.
Bir Fatih Tekke vardı, aralıksız hergün Trabzonspor'a transferi yazılan, bir de Quaresma. Adına sayfalar açıldı, forumlarda çarşaflara sığmayacak yazılar yazıldı, daha kendi gelmeden Q7 diye lakabı geldi. Yıllardır taraftarı ile yıldızı barışmayan Demirören ve yönetiminin kendini taraftara affetirmenin tek yoluydu sanki Quaresma'ya siyah beyaz formayı giydirmek. Oldu, olmadı; geldi, gelmedi; kendisi kabul etti ama sevgilisini ikna edemediler derken sonunda resmi açıklama ile Quaresma transferinin bittiği ilan edildi. 2 gündür Beşiktaşlı taraftarlar 3 şampiyonluk birden kazanmış gibi sevinç içinde.
Kendimizi bildik bileli dünya kupalarının resmi top sponsorluğunu Adidas'a kaptıran Nike, bugüne kadar birçok takıma forma giydirerek bu rekabette yer almaya çalışıyordu. Dün başlayan dünya kupasında gördük ki bu sefer bir krampon ile Adidas'a büyük darbe vurdu Nike.
İtiraf etmem gerekirse benim için büyük hayal kırıklıklarıyla başladı dünya kupası. Cuma günü 2 maç, dün de 3 maç vardı ama 5 maçta da beklenen güzel maçı izleyemedik. Aslında 5 maçın da bahis diliyle "under" olduğunu söylersek zaten biraz ipucu vermiş oluruz.